• 2012 yılı ilk 6 ayı için geçerli olan asgari ücret 701.14 TL. Bu miktar 16 yaşından büyükler için geçerli. Şimdi İstanbul’da yaşayan, evli, 2 çocuklu ve sadece babanın çalıştığı bir ailenin yaşam formülünü açıklayacağım.

    701.14 TL maaş alındığı gibi 1.14 TL ile evdeki çocuklara şekerleme, sakız alınır. Kaldı 700 TL (düz olsun ki hesabı kolay olsun) Bu aile İstanbul’un Ümraniye, Gaziosmanpaşa, Arnavutköy, Kurtköy gibi semtlerin arka mahallelerinde oturacak. Tahmini ev kirası 225 TL. Evin gecekondu veya gecekondu tarzında bir ev olduğunu düşünüyoruz. Elektrik, telefon, su parası ise aylık 75 TL (4 kişilik bir aile için normaldir) Elde kalan para 400 TL. Bu ailenin mutfak masrafı 200 TL olacaktır. 200 TL az değil midir, diyenlere; bu aile köyden destek alacaktır. Köyden turşu, fasulye, kabak vs gibi yiyecekler herkese geliyor zaten. 200 TL ise ekmek, tuz, şeker, çay, vb gibi temel ihtiyaçlar için fazladır bile. Kaldı 200 TL. Bir adet tüp mutfak için gitti 70 TL daha. Kaldı 130 TL. Kış ayı için ise aylık iki çuval kömür ve biraz odun için 70 TL gayet ideal (kömürün çuvalı yaklaşık 13 TL , odunun tonu ise yaklaşık 350 TL olarak hesap edilmiştir) Geri kaldı 60 TL. Bu 60 TL ile çocuklara bir kaç parça sevindirici çukulata alınabilir ve hanımın özel ihtiyaçları karşılanabilir.

    Hesap ortada. Asgari ücret ile geçinebilme formülü yukarıdadır.

    Not: Kışın harcanan 70 TL’lik yakıt parası, yılın sıcak geçen 7 ayı biriktirilerek  senelik 490 TL birikim yapılabilir. Bu 490 TL ile yıllık giysi ihtiyacı karşılanabilir. 490  TL ise yıllık 4 kişilik bir ailenin giysi masrafları için gayet güzel bir rakam.

    Not II: Erkişinin sigara ve kahve masrafı nerede, diyenler için; bunlar gereksinim değil. Bir kişi sigara içmeden gayet rahat ve daha da sağlıklı yaşayabilir. Sosyal yaşam masrafları için de biriken 490 TL’ye veya mutfak masrafından artırılabilecek paraya başvurulabilir. 

  • Islık çalmak nadir de olsa lazım oluyor insana. Öyle evin içinde nota çalar gibi alçak sesle dudaklardan çıkan ıslıktan bahsetmiyorum. Parmaklar ağıza sokularak çalınan desibeli yüksek ıslık anlatmak istediğim. Zordur bunu çalmak. Benim gibi kırsal bir kesimde büyümüşseniz ıslık çalma denemeleriniz olmuştur muhakkak. Önce dört parmak, sonra iki el iki parmak, sonra tek el iki parmak, tek parmak derken nirvana; parmaksız. Bunu henüz başarabilmiş değilim. Tek el tek parmakta bıraktım en son. Kullanmaya kullanmaya da köreldim üstelik şu an yapabildiğim tek el iki parmak.

    Geçen arkadaş arabasıyla beni eve bıraktı. Akşam 8 gibi saat. Arabadan inerken veya bir yerden çıkarken ceplerimi yoklarım. Yine yokladım. Sol cebim boştu (hep oraya koyarım) Cep telefonum yoktu. Arkadaş dönüşünü yapmış, hafif ıslak dik aşağı yolda tahminim boşta aşağıya doğru süzülüyordu. O an telefonumun vitesin önündeki haznede olduğunu anımsadım. Aklıma hemen Ömer’i (şöför oluyor kendisi) aramak geldi – ne çare telefon zaten onda idi – eve gidip evden aramak geldi – mantıksızdı, zaman geçerdi- koşmak, arabayı yakalamak geldi – çok zor, yetişemezdim- tüm bunlar yaklaşık 2 sn içinde beynimde oluşuveren fikirlerdi. Derken tek elim ağzıma gitti ve iki çığrımlık ıslık patlattım. Fiuvvvvvv, fiuvvvvvvv. i30’un stop lambaları yanıyordu. İşe yaramıştı.